Haklarımı biliyorum; SESSİZ KALMIYORUM!

Serra Nur İLİKSİZ

/ Tüketici Hakları Günü

Her canlı yaşam becerisi kazandığı andan itibaren tüketim faaliyeti göstermektedir. Canlılar içinde en karmaşık tüketimi gerçekleştiren varlık olarak insan karşımıza çıkmaktadır. Tüketici; en genel anlamı ile ticari bir amaç gütmeden kendisi ve ailesi için tüketim yapan kişi olarak karşımıza çıkmaktadır. Zygmunt Bauman, tüketiciyi tüketen kişi, tüketmeyi de şeyleri kullanıp tüketmek; başka bir deyişle onları yiyerek, giyerek ve kullanarak ihtiyaçların veya arzuların herhangi bir biçimde tatmin edilmesi olarak tanımlamaktadır. ‘Tüketici hakları’ kavramı ilk olarak 15 Mart 1962 yılında dönemin ABD Başkanı John F. Kennedy’nin temsilciler meclisinde yaptığı konuşmasında ortaya konmuştur. Kennedy, tüketici haklarını yasal güvencelerle korunmasını istemiştir. Ayrıca Birleşmiş Milletler’in 1985 yılında aldığı bir kararla 15 Mart, Dünya Tüketici Hakları Günü olarak kutlanmaktadır.

TÜKETİCİNİN KORUNMASININ TARİHÇESİ

Tüketicinin korunmasının tarihi ilk insanlar ve ilk inanışlara kazar uzanmaktadır. Her ne kadar tüketicinin korunması kavram olarak 19.yüzyılın sonunda ortaya çıksa da tarihi gelişimi Eski Ahit’e kadar uzanmaktadır. Dini bir buyruk kitabı olan Eski Ahit’te, insanlığın ilk yazılı kanunları olarak bilinen Hammurabi Kanunlarında, Sümerlerde, Hititlerde ve eski Hint Kanunlarında tüketicilerin korunmasıyla ilgili düzenlemelere rastlanmaktadır. Yine Selçuklu ve Osmanlı döneminde tüketicinin korunması kavramının kurumsallaşması ile ilgili önemli çalışmalar yapılmıştır. Ahilik, günümüzde tüketiciyi koruma görevini de üstlenmiştir.

Polatoğlu’na göre; Tüketicinin korunması, toplumun giderek daha fazla tüketim toplumu olmasının bir sonucu olarak, hukuk politikasının en önemli konularından birisini oluşturmaktadır. Özellikle son yıllarda, ekonomik gelişmenin bir sonucu olan tüketim toplumunda, kişilerin gereksiz ölçüde mal tüketmeye itildiği, çeşitli sebeplerle satın aldıkları mal ve hizmetlerin niteliklerini tam olarak araştırmaya ve değerlendirmeye imkan bulamadıkları ve böylece hızla dönen bir tüketim çarkının içine düştükleri görülmüştür. Bu  sebeple tüketiciler, kredinin şartlarını doğru düzgün hesap etmeden mal satın almaya itilmişlerdir. Özellikle kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle bu durum daha da ilerlemiştir. Reklamlar hem ekonomik hem de sosyal hayatı daha derinden etkilemeye başlamıştır. “Daha çok üretim-daha çok tüketim” anlayışına sahip işletmeler ürettiklerini tükettirmek için kendi malları ve hizmetleri hakkında bilgi verici olmaktan çok, duygusal nitelikli, yanıltıcı reklamlara yönelebilmektedirler. Tüm bu gelişmeler karşısında zaten yeterli bir bilgi birikimine sahip olmayan tüketiciler zayıf duruma düşmüşlerdir. Bu yüzdendir ki tüketicinin korunması bir zorunluluk haline dönüşmüştür. Dikkat edilecek olursa, tüketicinin korunması akımının temel hareket noktası, ‘tüketicinin haklarıdır’; bu hakların korunmasıdır. Bu kavramın daha iyi anlaşılabilmesi için her şeyden önce tüketicilerin haklarının neler olduğunu ortaya koymak gereklidir.

TÜKETİCİNİN HAKLARI

Sürekli bir gelişim içinde bulunan insan haklarına, son yıllarda tüketicinin hakları da sosyal ve ekonomik bir hak olarak katılmıştır. Bu hakları daha detaylı inceleyecek olursak; 

1.  Güvenle tüketme hakkı: Tüketiciye sunulan mal ve hizmetler, tüketicinin sağlığını ve hayatını tehlikeye düşürmeyecek derecede güvenli ve kaliteli olmalıdır.

Bu hak ile ilgili olarak tüketicilerin güvenliğini tehlikeye düşüren tüketim malının hızlı bir şekilde piyasadan çekilmesini sağlayacak sistem geliştirilmelidir. Güvenle tüketim hakkı, tüketicinin diğer haklarına oranla en önemlisidir. Bu hak doğrudan tüketicinin sağlığıyla ilgilidir. ABD’ de bu hak ile ilgili yasa yürürlüğe girmeden önce yapılan bir araştırma, konunun gerek ülke ekonomisi gerekse tüketici için olan önemini, bütün çıplaklığı ile ortaya koymuştu: ‘’Söz konusu araştırmada, ev ihtiyaçları ile ilgili emniyetsiz tüketim malları yüzünden ABD’ de her yıl 30 bin kişinin öldüğü, 10 bin kişinin ömür boyu sakat kaldığı ve 585 bin kişinin yaralandığı, bu kazalardan dolayı Amerikan ekonomisinin zararının yılda 5.5 milyar doları aştığı tahmin edilmiştir. Bu rakamlara gıda maddeleri, ilaçlar ve motorlu araçların yarattığı zararlar dahil değildir.’’

2.  Aydınlatılma hakkı: Tüketicinin satın alacağı mal ve hizmetin ne olduğunu, ne işe yaradığını, ne kadar dayanacağını aldatmacaya fırsat verilmeksizin bilmesidir.

Aslında bakıldığında bugün tüketicileri aydınlatmak için, çeşitli reklamlar yapılarak milyonlar harcanmaktadır. Ancak bu reklamların çoğu tüketiciyi doğu aydınlatamamakta, tüketicinin satın almak istediği mal ve hizmet hakkında bir değerlendirme ve karşılaştırma yapma olanağı tanımamaktadır. Tüketiciye sunulan bilgilerin mutlaka doğru olması gereklidir, ilgili tüketim malının ya da hizmetinin bütün çıplaklığı ile tüketiciye tanıtılması gerekir. Bu bilgiler aldatıcı olduğu taktirde tüketici doğru bir seçim yapamayacaktır. Dolayısıyla aldatıcı reklamlar, kişilerin serbest ekonomik rekabet hakkını kötüye kullanmanın yanında, tüketicilerin “Aydınlatılma” hakkını da ihlal etmektedirler.

3.  Bilinçli bir seçim: Tüketici bu hakkın sonucu olarak piyasadaki mal ve hizmetleri kalitesinden emin olarak uygun fiyatlarla satın alabilir. Tüketici satın aldığı malı iyi tanıdığı, doğru bilgilendirildiği taktirde bilinçli bir seçim yapmış olur. Bu nedenle, tüketicilerin “aydınlatılma” hakkı ile, “bilinçli bir seçim” hakkı, birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar.

4.  Zararın süratle tazmini:  Satın almış olduğu bir mal ya da hizmetten dolayı bir zarara uğrayan tüketicinin zararının süratle tazmin edilmediği hallerde, tüketicilerin korunduğundan bahsetmek çok da mümkün değildir. Tüketici, zararının üretici ya da satıcı tarafından karşılanmadığı taktirde yargı yollarına başvurabilmektedir.

Tüketicinin zararını gidermede üretici ve satıcıya önemli görevler düşmektedir. Tüketicilerden gelen şikayetleri dikkatle takip edip ona göre önlemler almalılardır. Ayrıca satıcı hatalı ya da bozuk bir malı tüketicinin arzusuna uygun olarak derhal değiştirmeli ya da tüketiciye parası geri vermelidir.

5. Etkili Bir Düzeyde Sesini Duyurmak:  Bugünün tüketicisi piyasadaki olumsuz gelişmelere karşı korunabilmek için, örgütlenerek, sesini etkili bir şekilde ilgili mercilere duyurmalıdır. Tüketiciler varlıklarını etkili bir şekilde ortaya koyamadıkları sürece, kendileri için alınan ya da alınacak koruma önlemlerinin amacını gerçekleştirmeleri zordur. Bu nedenle tüketicilerin de temsil edilmeleri gereklidir.

TÜKETİCİ FARKINDALIĞI

Tüketici hakları farkındalığı bilinçli tüketimin oluşmasında önemli unsurlardan birisidir. Bu konuda devlet ve sivil toplum kuruluşları tarafından farklı kanallarla farkındalık yaratma ve bilinçlendirme faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Kamu spotu adı altında eğitici faaliyetler yürütülmekte, okullarda ders içeriklerinde yer almakta ancak gelişmiş ülkeler seviyesinde olduğu kadar konu üzerinde yeterince durulmamaktadır. Tüketici farkındalığı en basit şekliyle tüketicilerin haklarını bilmesi olarak tanımlanabilir. Tüketicilerin sahip oldukları haklar ve bu hakları nasıl kullanacakları konusundan bilgilerinin artması, onları üretici ve satıcılar karşısında daha korunaklı hale getirecektir. Tüketici farkındalığının tam anlamıyla sağlanabilmesi için tüketicilerin hak ve menfaatlerinin korunması kadar bu haklara eşlik eden tüketici sorumluluğu da oldukça önemli yere sahiptir. Tüketiciler hak ve sorumluluklarının farkında olduklarında şirketler tarafından sömürülemezler. Tüketicinin tam anlamıyla farkındalık sahibi olabilmesi için hak ve sorumluluklarını benimsemesi gerekir. Tüketici üzerine düşen sorumlulukları benimsemediği takdirde uzun vadede haklarını koruyabilmesi çok zor olacaktır. Tüketicinin haklı olduğu durumlarda şikayette bulunması gerekir. Genelde tüketici bu konunun yeterince önemli olmadığını düşünmekte ve yasal sürecin zorluğundan dolayı genelde haklı olduğu halde haklarını aramamaktadır. Haklarını aramamasının bir başka nedeni de tüketicilerin yeterince haklarının bilincinde olmamasıdır. Tüketici farkındalığının temelini bilginin oluşturduğu söylenebilir. Aynı zamanda bilginin işletme ile tüketici ilişkisinin merkezinde olduğu ve her iki taraf için de önemli olduğu açıktır. Öyleyse tüketicinin bilgisi arttıkça farkındalığı, farkındalığı arttıkça da daha fazla bilgilenme ihtiyacı duyacağını söylemek mümkündür. Ürünler hakkında yasal bilgisi ve farkındalığı olan tüketiciler, bilinçli tüketiciler olarak pazarın dinamiğini olumlu yönde etkileyecektir.

Farkındalık konusunda en önemli faktörlerden biri de bahsettiğim üzere bilinçli tüketici kavramıdır. Bu konuda en önemli nokta, tüketicinin farkındalık sahibi olmadan bilinçli olamayacağı gerçeğidir. Bilinçli tüketici bilen, bildiklerini analiz eden ve bu doğrultuda hareket eden tüketicilerdir. Ayrıca bir araştırma sonucuna göre eğitim seviyesinin farkındalığı etkilediği görülmüştür. Tüketicilerin eğitim düzeylerinin artmasıyla birlikte tüketici hakları farkındalık düzeylerinin de arttığı söylenebilir. Ayrıca gençlerin, yaşlılara oranla daha fazla farkında oldukları da söylenebilir. Özellikle Z kuşağı araştıran, meraklı, sorgulayan bir kuşaktır ve sorunların üstesinde durma eğilimi göstermektedirler. Tüketici haklarını daha iyi bilmekte ve haklı oldukları konularda yasal süreç başlatmaktan çekinmemektedirler. Bu nedenle tüketici haklarındaki bilgilendirmeler gerek kamuoyu gerekse farklı mecralarda daha fazla karşımıza çıkarılmalıdır. Tüketiciler, haklarının farkında olmalı ve yasal süreçten çekinmemelidir. Böylelikle bilinçli tüketiciler oluşturulmalı ve pazar dinamiği iyileştirilmelidir. Ayrıca tüketicilerin pazarda daha güçlü hale gelebilmesi ve gerektiğinde haklarını daha kolay savunabilmesi için tüketici örgütlerine üye olmalarında fayda vardır. Tüketici örgütleri gerçekleştirmiş oldukları faaliyetler ile tüketicilerin sahip oldukları haklar konusunda farkındalık yaratarak, tüketici davranışlarını olumlu yönde etkilemekte ve daha bilinçli olmalarını sağlamaktadır.

KAYNAKÇA

https://www.researchgate.net/publication/337081868_Tuketici_Haklari_Farkindaligi_ve_Tuketici_Bilinc_Duzeyi_Denizli_Ornegi

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/626451

http://www.tuketicihaklari.org.tr/yazilarimiz/makaleler.html

https://istanbulbarosu.org.tr/HaberDetay.aspx?ID=12245

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir