DOKTORLARIN GÖZÜNDEN HEKİM GÖÇÜ

Ayça ALIŞKAN

/ Dünya Tıp Bayramı

  Hekim göçü, Türkiye’de son yıllarda oldukça gündemde olmaktadır. Türk Tabipleri Birliği verilerine göre 2012’ de 59 doktor yurt dışına taşınma amacıyla başvururken 2021 yılında başvuran hekim sayısı 1361’ e ulaştı. Yurt dışına gitmek için TTB’ye başvuru yapan doktorların ağırlıkla 26-35 yaşlarında olduğunu belirten Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Şebnem Korur Fincan’dan alınan bilgiye göre buradan başvuru sahiplerinin 6 yıllık tıp fakültesini bitirip iki yıllık mecburi hizmetlerini yaptıktan sonra pratisyen hekimliğe başlayanlar ile ardından dört yıl süren uzmanlık eğitimi ve bunu izleyen ikinci iki yıllık zorunlu hizmeti bitiren ikinci gruptan geldikleri anlaşılıyor. Türk hekimlerinin gitmeyi tercih ettiği Avrupa ülkelerin başında Almanya gelmektedir. ABD ve Kanada’ da bu tercihler arasında bulunmaktadır. Batı ülkelerinin, yetişmiş hekimleri istihdam etmekte daha kolaylaştırıcı bir tutum sergilemeleri Türk hekimlerinin Avrupa ülkelerine gidebilmelerini daha kolay hale getirmiştir. Almanya’ya gitmekte yoğunlaşmanın bir nedeni de Türkiye’deki uzmanlığın orada da tanınabilmesi olabilir. Ayrıca Almanya’da hangi şehirde çalışabileceğine ilişkin kararı kişinin kendisinin vermesi de bir etkendir. İngiltere ve ABD’ de bu tanıma gerçekleşmemektedir. Peki Türkiye’den yurtdışına göç eden hekimlerin gerekçeleri nelerdir?

  BBC NEWS’ de bulunan röportaj incelendiğinde Türk hekimlerinin yurtdışına taşınma nedenleri genel hatlarıyla benzer hikayelerden oluşuyor. Maddi imkanlar, çalışma koşulları, hakkedilen değerin bilinmemesi, sağlık çalışanına yönelik şiddet, ülke geleceğine ilişkin kaygılar ve daha iyi bir gelecek hedefi hekim göçünün nedenleri arasında bulunur. Türkiye’deki tedavi ile diğer ülkelerin tedavisi arasında belirgin bir fark görülmüyor. Ülkemizde kaliteli hocalar ve güzel bir eğitim var. Pek çok farklı hastalık tedavi edilebiliyor, hasta çokluğundan dolayı cerrahi tecrübe artabiliyor fakat hasta çokluğundan dolayı hastaya ayrılan süre az olmaktadır. Ülkemizde 5-10 dakika ayrılırken yurtdışında hastaya verilen muayene süresi 20 dakikadır. Bu durumda bile farklılık hissedilebiliyor. 5 dakikada hastayı tanımak, hastalık geçmişini öğrenmek zor olabiliyor. Bu da hekimlerin stres yaşamasında bir etken olabilir. Çalışma saatlerinin çokluğu, özellikle de Türkiye’ de zorunlu hizmet bölgelerinde bulunan hekim eksikliğinden günde 80-90 hastayı görme, 9-10 ameliyat gerçekleştirme aralıksız 45-50 saat hastanede kalma hekimlere verilen fazla sorumluluktan dolayı stres oluşumunu sağlıyor. Diğer ülkelere bakacak olursak Almanya’da maksimum 5 gece nöbeti ve nöbet süresinin 20 saat olması; İngiltere’de de ise maksimum 12,5 nöbet saatinin olması ve mola kullanımının üzerine oldukça düşülmesi ve bunun nedeninin de doktorun fazla mesai yapmasının karar verme yetisini etkileyeceğini düşünmeleri doktorun ve hastanın sağlığını koruduklarını gösterir. Türkiye’deki tüm bölgelerde hastanelerde imkanlar eşit olmayabiliyor. Cerrahi aletlerin kısıtlılığı ve ani makine bozulmaları hastayı kaybetmede ve doktorun bu aletlere kolayca erişememesi, doktorlar için oldukça önemli bir durum olduğu görülmektedir. Yurtdışında çalışırken oldukça önem verdikleri konulardan biri de bu olmuştur. Küçük köylerde bile en gelişmiş şehirlerde bulunan şartlar aynı şekilde bulunuyor. Aletlere kolayca erişim sağlanabiliyor. Hekim göçünün en çok gerçekleşmesinin en önemli nedenlerinden olan sağlık çalışanlarına şiddet karar vermede dönüm noktası olabiliyor. Kendilerini acil servislerde hasta yakınlarından korumak için odaya kilitleyen hekimler, bu kararı almada buna benzer doktor şiddeti vakalarının dönüm noktaları olduğunu belirtmişlerdir. Sadece hasta yakınlarının değil, hastanelerde gerçekleşen hiyerarşiden kaynaklanan mobbing de ülkemizde intihara neden olabiliyor. Almanya’da hiyerarşiden kaynaklanan mobbing vakalarının görülme sıklığı Türkiye’ye göre oldukça azdır. Hekim sorunları tüm dünyada bulunuyor fakat İngiltere gibi ülkelerde kurallar ve çerçeveler daha belirgin ve kural dışına çıkıldığında buna ses çıkartmak ülkemizde ses çıkartmaktan daha mümkün oluyor. Tabii ki yurtdışındaki sistemlerin de olumsuz yönleri var. Fakat Türkiye’ye oranla daha fazla avantaja sahip oldukları için hekim göçü son yıllarda oldukça artmaya başlamıştır. 

 FARKINDALIK 

14 Mart, Tıp Bayramı olarak kullanılan bir gündür. Önemli olan bir günü konuşurken farklı bir bakış açısı ile genel olarak konuşulmayan, öneminin henüz farkına varılmadığı hekim göçü hakkında bir yazı yazmak istedim. Son zamanlarda hekimlerin ve tıp fakültesi öğrencilerinin gündeminde bulunan bu konu hakkında daha fazla farkında olmamızın gerektiğini düşünüyorum. Sosyal medyanın gündeminde bulunmaktan ve birkaç haber kanalında 5 dakikalık verilen haberlerden daha fazla konuşulmayan konular ülkemiz için çok faydalı gençlerin bu çağrısını görmemize yeterli olmuyor. Ülkeden bu kadar çok göç yapılıyorsa bunun nedeni derinlemesine araştırılmalı ve yapılması gereken yenilikler ve yaptırımlarla önüne geçilmelidir. Doktor nöbetlerini azaltma, sağlıklı bir şekilde verilmesi gereken molalar, maaşlarda artış vb gibi sağlık sisteminde yapılan değişiklikler kısaca devletin, sistemin doktorların yanında olduğunu hissettirmesi iyileştirmek için yapılması gerekenler arasında olabilir. Burada tek iş sağlık sistemine değil, doktora hasta olarak giden Türk halkına da düşmektedir. Çünkü çoğunlukla yurtdışına giden kişilerin dönüm noktası “doktor şiddeti” adı altında yaşanan hastaların, hasta yakınlarının şiddetinden, saldırganlığından kaynaklanmaktadır. Bu kadar zor bir mesleği normal koşullar altında gerçekleştirmek için çok çaba gerekirken stres ve baskı altında gerçekleştirmek için olağanüstü bir çaba gerekir. İnsanların bilinçlendirilmesi en kısa zamanda yapılmalıdır yoksa yakın gelecekte ülkemizde doktor açıklığı bulunacaktır. Araştırmacılar önümüzdeki 2 yılda 10 bin hekimin yurtdışına gideceğini öngörüyor ve bu gerçekten ülkemiz için oldukça büyük bir kayıp. Ülkemizden gerçekleşen bu göçü durdurmak için harekete geçmezsek Atatürk’ün “Beni Türk hekimlerine emanet edin.” sözünü diyebilmemiz zaman geçtikçe imkansız olacaktır.

KAYNAKÇA 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir