Kutup Ayılarının Nesli Tükenmesin

Nevval CİNBİR

/ Dünya Kutup Ayıları Günü

ayı, kutup, açık hava, memeli içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Her yıl 27 Şubat tarihinde Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri nedeniyle yaşam alanları değişen, yok olan, alışkanlıkları bozulan bunun sonucu olarak da nesli bu yüzyıl içinde tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan kutup ayıları hakkında farkındalık yaratmak için ‘Dünya Kutup Ayıları Günü’ kutlanıyor. Biz de bizim kadar yaşamayı ve kendi doğal habitatlarına saygıyı hak eden kutup ayı arkadaşlarımızı bugün de anıp bu konuda farkındalık yaratmak istedik.

İklim değişikliği ve küresel ısınmayla ilgili önlemler alınmaması halinde kutup ayılarının soyunun 2100 yılına kadar tükenebileceği söyleniyor.

Küresel ısınmanın etkileri, dünyanın birçok yerinde çeşitli değişikliklere yol açıyor. Bu değişimlerin en önemlilerinden biri olan buzların erimesi, deniz seviyesinin artmasından ekosistemin zarar görmesine kadar çok yönlü bir etkiye sahip. Toronto Üniversitesi öncülüğünde yapılan bir araştırmaya göre; Kuzey Kutbu’nda deniz buzlarının hızla erimesi nedeniyle kutup ayılarının hayatta kalabilme güçlerinin sınırına geldiği ifade edildi.

Kuzey Kutbu’nun farklı kesimlerinde kutup ayılarının hayatta kalabilme eşiğini hesaplayan araştırmacılar, bazı bölgelerde bu eşiğin şimdiden aşılmış olabileceğini söylüyor. Polar Bears International’dan Dr. Steven Amstrup, “Kutup ayılarının nesline yönelik tehdidin bu kadar yakın olması, gelecekte karşılaşacağımız en büyük tehlike için bize bir uyarı niteliğinde. Kötü bir gidişat var. Ama birlikte hareket edebilirsek hâlâ kutup ayılarını kurtarabiliriz. Bunu başarabilirsek, bizler dahil bundan yeryüzündeki tüm canlılar fayda sağlayacak” dedi. Robert Irvin çevreci örgüt Doğal Yaşamı Koruma Vakfı Başkan Yardımcısı,”Kutup ayılarının sağlıklı olması çevrenin sağlıklı olduğunun işaretidir. Kutup ayılarını koruyarak aslında kendimizi korumuş oluyoruz.” Diyor. Kutup ayılarının kurtarılmaması durumunda diğer canlı türlerinin de aynı sonu paylaşacağını tahmin edebiliriz.

BBC’nin haberine göre kutup ayıları, Kuzey Buz Denizi’nde buz tabakaları üzerinde avladıkları foklarla besleniyorlar. Buz tabakalarının parçalanması nedeniyle hayvanların yiyecek bulmak ve yavrularını besleyebilmek için çok uzun mesafeler kat etmek zorunda kaldığı, yiyecek bulma şanslarının düşük olduğu ve kıyılara indiği belirtiliyor. Uzmanlar, yetişkin kutup ayılarının 255 güne kadar aç kalabildiğini fakat yavruların açlığa uzun süre dayanamadığını söylüyor.

Polar Bears International’dan Dr. Steven Amstrup BBC’ye yaptığı açıklamada, Anne kutup ayıları yavrularını buzların erime mevsimine kadar emzirecek kadar yağ depolamalarının gerektiğini ve bunun mümkün görünmediğini söylüyor. Yiyecek olmadan hiçbirimiz uzun süre ayakta kalamayız. Bu, tüm canlı türleri için biyolojik bir gerçeklik.

National Geographic fotoğrafçısı Paul Nicklen, küresel ısınmanın en şiddetli yaşandığı yerlerden biri olan Kanada’nın Baffin Adası’nda açlıktan ölmek üzere olan zayıf, çöplerden yemek arayan bir kutup ayısını görüntülediğinde bu gerçekle yüzleşmiş oluyoruz sanırım.

çayır, açık hava, memeli içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Küresel Isınma

Küresel ısınmadan bahsetmek isterim çünkü kutup ayılarının hayatının tehlikede olmasının birinci sebebi bu ve zaten küresel ısınma artık hepimizin konuşması ve bir şeyler yapması gereken bir gerçek. Nasıl bunun bu denli bir sorun olmasında katkımız varsa bunu çözmek içinde elimizi taşın altına koymalıyız. Küresel ısınma, atmosferde sera gazlarının (CO2, CH4, N2O vb.) konsantrasyonlarının artmasıyla bu moleküllerin güneş ışınlarını hapsederek yeryüzü sıcaklığını yükseltmesi olarak tanımlanabilir. Güneş’ten, gezegenimizin yüzeyine ulaşan kısa dalgalı radyasyon, ışıktan ısıya dönüşmek suretiyle dünyayı ısıtır. Yeryüzü, bu radyasyonun bir kısmını uzun dalgalı kızılötesi ışın olarak uzaya geri yansıtır. Bu uzun dalgalı kızılötesi ışınların büyük bölümü uzaya geri dönerken, bir bölümü dünya atmosferinde su buharı, karbondioksit ve metan gibi sera etkisi yaratan gaz molekülleri tarafından soğurulur ve atmosferde hapsolur, böylece dünyanın yüzeyi ve atmosfer, olması gerekenden daha sıcak bir hal alır. Moleküller cam görevi yapar ve ısınan hava dünya atmosferi içerisinde kalır. Bu olay, güneş ışınlarıyla ısınan ama içinde ısıyı dışarıya bırakmayan seralara benzetildiğinden dolayı doğal sera etkisi olarak bilinir. 

Sera etkisi, dünya sıcaklığının dengede kalması açısından son derece önemli bir mekanizma olmasına karşın son yıllarda yapılan yanlış uygulamalar sonucunda sanayileşme ve fosil yakıtlarının kullanımından dolayı bu gazların oranında artışlar olmuş ve bu nedenle sera etkisi iklim değişikliği ile birlikte olumsuz bir şekilde anılır olmuştur. Küresel ısınmanın önüne geçebilmek için, enerji, sanayi, ulaşım ve tarım sektörlerinde, başta fosil yakıt kullanımının azaltılması yoluyla, gerekli politika değişikliklerine gidilerek sera gazı üretiminin sınırlandırılması sağlanabilir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının artırılması hava, toprak, su gibi doğal dengenin korunması ve sürdürülebilirliğin sağlanması açısından yarar sağlayacağı gibi ormanların korunması, bilinçli tarımsal uygulamalar sera gazları salınımının azaltılması için yardımcı olabilir. 

Peki biz günlük hayatımızda küresel ısınmayı önleyici ne gibi adımlar atabiliriz? 
-Bu olgu hakkında bilgilenip bunun sonuçlarının farkına vardıktan sonra eğer imkânımız varsa bahçemize ya da evimizin etrafında bir fidan dikerek işe başlayabiliriz. Daha büyük çapta bir organizasyon için yerel yönetimlere başvurabilir ve yollara ya da boş yerlere ağaç dikmek için izin alabilirsiniz. Ağaçlar dünyanın nefes kaynağı sonuçta.
-Elektrikli aletleri, ışıkları kullanmıyorken açık bırakmayıp aynı zamanda fişlerini çekebiliriz böylece karbondioksit emisyonunu önemli ölçüde azaltmış oluruz.
-Mümkün olduğunca güneş enerjisi kullanabiliriz. Güneş enerjisiyle doğanın dengesini bozmadan sıcak su elde edebilir, evimizi ısıtabilir ve elektrik enerjisi üretebiliriz.
-Kışın evimiz çok sıcak olunca serinlemek için pencereleri açmayıp kaloriferleri kıstığımızda, ısıtıcıyı daha fazla açmak yerine sizi sıcak tutacak giysiler giydiğimizde, yazın kavurucu güneşin içeriye girmesini perdeleri kapatarak önleyip klimayı açmak yerine daha hafif, bol giysiler giyip vantilatör kullanmayı seçtiğimizde, normal ampulleri floresan vb. tasarruflu ampullerle değiştirdiğimizde, kısa duşlar aldığımızda, çamaşır makinesini kullanmak için yeterince çamaşırın birikmesini beklediğimizde ciddi enerji tasarrufu edip fark yaratabileceğimizin bilincinde olalım. Ve böylece yılda 1.5 ton sera gazı üretmemiş olacağımızı da bilelim. 
-Aracımıza gerekli olmadığı sürece binmeyerek de büyük farklar yaratabiliriz. Mesela evimizin etrafında gideceğimiz yakın mesafelere yürüyerek veya bisiklete binerek gidebiliriz.
-Yerel mağaza, alışveriş merkezlerinden ve pazarlardan alışveriş yaparsak alışveriş için seyahat etmemiş oluruz ve bu da sera gazlarını azaltır. 
-Ayrıca dışarıdan getirilen malların uçak ve kamyonlarla büyük miktarlarda fosil yakıtları kullanılarak taşındıklarını bilelim.
-Evde yemek yapıp yemeyi tercih ettiğimizde seyahat etmeyeceğiniz için fosil enerjisinden tasarruf sağlayarak küresel ısınma probleminin çözümüne de katkıda bulunabiliriz. Ayrıca daha az et yiyip ve şarküteri ürünleri kullanarak sera gazlarının azaltılmasına da katkıda bulunabilirsiniz. 
-Evimizde geri dönüşebilecek atıkları ayırıp geri dönüştürülmek için toplandıkları alanlara atmak da önemli bir nokta ama yine de plastik vb. maddelerin kullanımını ve çöp üretimini azaltmalıyız.
-Alışverişte aldığınız ürünler aşırı paketlenmiş olmamasına dikkat ederek, tekrar kullanılabilir alışveriş torbaları kullanarak, mevcut plastik alışveriş torbaları gibi şeyleri tekrar kullanarak bunu sağlayabiliriz.
Bahsettiğim bu davranışlar günlük hayatımıza yavaş yavaş etkileyebileceğimiz basit ve küçük şeyler aslında fakat efektif ve büyük sonuçlara sahipler. Ve biliyoruz ki basit bir adım, büyük adımların öncüsü olabilir. Biz bunları hayatımıza eklemeyi seçersek bizden gören çevremizin de bunları sorgulayıp hayatlarına dahil etmeleri ihtimali yüksek.

Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi

Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi, hayvanların duyarlı olduğunu kabul etmek, zulmü önlemek, acıyı azaltmak ve çiftlik hayvanlarının, evcil hayvanların, bilimsel araştırmalarda kullanılan hayvanların, yük amaçlı kullanılan hayvanların, rekreasyondaki hayvanların ve yaban hayvanları vb. refahına ilişkin standartları teşvik etmek için önerilen bir hükûmetler arası taslak antlaşmadır. Konumuzla ilgili olduğunu düşündüğüm birkaç maddesini sizinle paylaşmak istedim.

Madde 1- Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğar ve aynı var olmak hakkına sahiptir. 

Madde 2-  1) Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. 

                  2) Bir tür hayvan olan insan, öbür hayvanları yok edemez, bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez, bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. 

                  3) Bütün hayvanların insanlarca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır. 

Madde 4-  1) Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel ve doğal çevrelerinde, karada, havada veya suda yaşama ve üreme hakkına sahiptir. 

Madde 5- 1) Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bütün hayvanlar uyumlu biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.                    

                2) İnsanların kendi çıkarları için bu uyumda ya da bu koşullarda yapacakları her türlü değişiklik bu haklara aykırıdır. 

Madde11- 1) Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış, bir “biocide” yani yaşama karşı suçtur. 

Madde 12- 1) Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir “genocide” yani türe karşı suçtur. 

                  2) Doğal çevrenin kirletilmesi ve yıkılıp yok edilmesinin sonu “genocide”, soykırıma varır, diyor.

Bilinmeyen Gerçekler

Son olarak GreenPeace in yayınladığı Kutup ayıları hakkında bilinmeyen bazı gerçeklere bakalım;

1- Kutup ayıları aslında beyaz değil. Kutup ayılarının aslında derileri siyah (burunlarına bakın) ve tüyleri renk pigmentine sahip değil, yani şeffaf. Bu tüyler ışığı yansıtarak beyaz görünmelerini sağlıyor.

2-Kutup ayıları, büyük beyaz köpekbalığından daha güçlü ısırabilir. 1235 birim olarak ölçülen ısırma kuvvetleriyle kutup ayıları, büyük beyaz köpekbalığı, Bengal kaplanı ve Afrika aslanından daha güçlü bir ısırığa sahiptir.

3-Kutup ayıları sadece ayaklarını kullanarak iletişim kurabilir

Attıkları her adımda kutup ayılarının pençeleri geride bir koku izi bırakır. Bu da onların çok geniş alanlarda bile birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlar. 

4-Kutup ayıları saatte 40 kilometre hızla koşabilir. Bu da bir yarış atıyla yarışabilecekleri anlamına geliyor.

5-Kalın yağ katmanları ve meşhur kürkleri, kutup ayılarının karlarla kaplı Kuzey Kutbu’nda sıcak ve rahat olmalarını sağlar. Ama aynı zamanda onları gece görüş gözlüklerinden de saklar. Kutup ayıları sıcağı çok iyi bir şekilde izole ederek kızılötesi ışıkta neredeyse tamamen görünmez hale gelirler.

6-Kutup ayılarının üç göz kapağı vardır. Üçüncü göz kapağı gözlerine ulaşan UV miktarını azaltır ve böylece onları kar körlüğünden korur. Yaşadıkları yeri düşünürsek bu epey işlerine yarıyor olmalı.

7-Kutup ayıları su içmez. Kuzey Kutbu’nda bulunan içilebilir suların çoğunluğu, tahmin edebileceğiniz gibi donmuş durumdadır. Bu bizim için sorun oluşturabilir ama kutup ayıları için asla. Çünkü onların su içmelerine gerek yok, ihtiyaçları olan H2O’yu yağ yakımı sırasında gerçekleşen kimyasal tepkime ile elde edebilirler.

8-Kutup ayılarının kürkleri iki katmanlıdır. Kutup ayıları okyanusta yüzerken, dış katmandaki kürk, iç katmandaki kürkü ıslanmaktan korur. Sudan çıktıklarında vücutlarını hızlıca bir sallamaları güne kaldıkları yerden devam etmeleri için yeterlidir.

9-Kutup ayılarının dili mavidir.

10-Bir kutup ayısı, 9 gün boyunca hiç durmadan 687 km yüzerek, bugüne kadar en uzun süre yüzen rekortmen kutup ayısı oldu (hiç durmadan 232 saat).

Farkındalık

Kutup ayıları dünyamızın önemli üyelerindendir. Şu anki koşullarda küresel ısınma ve iklim değişiklikleri nedeniyle nesillerinin tükenmekte olması bizim de bir meselemiz ve gerçeğimizdir. Umarım bu yazıyı okuduğunuzda küresel ısınma için günlük hayatımızda atabileceğimiz küçük ama sonuçları büyük adımlar olduğunu kavrayıp bu adımların kutup ayılarının neslinin tükenmemesi sonucuna dayanabileceğini görmüş olursunuz. Çünkü her canlı gibi kutup ayılarının da yaşamaya hakkı var.

KAYNAKÇA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir